Salı, Eylül 07, 2010
   
Yazı boyutu
Giriş yap

Tarih Köşesi

Mutluluk

mustafabengi
BizLogoMutluluk nedir? Bu soruya herkes kendince bir cevap verecektir. Bence insanın çevresinden ve yarınından emin olmasıdır, geleceğe güvenle bakabilmesidir. Tabi bir de sağlık da önemli. Bir an düşünelim bunların hangisi bizde var. Hele büyük şehirlerin stresi buna en büyük engel. İletişimin hızlanmasıyla dünyanın öbür ucundaki olaydan anında haber alıyoruz. Her gün yüzlerce olay oluyor. Birde ihtiyaçlar o kadar arttı ki. Cevap vermekle zorlanıyoruz. Derdin biri bitmeden biri başlıyor. Göğüslemeye yetişemiyoruz.

Hani bizim çocukluğumuzda televizyon, bilgisayar yoktu. Akşamları lamba ışığında ninelerimiz masal anlatırlardı. (Bazen o sükûneti özlüyorum) bir varmış bir yokmuş diye başlar devam ederlerdi.

"Bir ülkenin birinde padişahın dünya güzeli biricik kızı hastalanmış, ülkenin bütün tabipleri seferber olmuş. Kızcağıza bir derman bulamamışlar. En sonunda bir tabip padişaha:

-Efendim. Sizin kızınızın derdi değişik. Bildiğimiz hastalık değil. Şayet mutlu bir insanın gömleğini kızınıza giydirirseniz, kızınızın hiçbir şeyi kalmaz demiş.

Padişah naçar kalmış. Biricik kızı gözünün önünde eriyip gidiyor. Hemen zaptiyelere emir vermiş.

 

Zor Günler

mustafabengi
BizLogoÜlkemiz zor günler geçiriyor. Ekonomiyi unuttuk, işsizlik kimsenin hatırında değil. Domuz gribi dahi gündemimizden çıktı. Varsa da yoksa da terör ve onun oluşturduğu gündem. Bir tarafta vahim iddialar, diğer tarafta gencecik askerlerin şehit edilmesi, çocukların canavarlaşıp kamu malına, insanlarımıza, zarar vermeleri. İşin en sıkıntılı tarafı da bu terörün 26 yıldır süregelmesi
.

Benim düşüncem olaya (terör) sağlıklı teşhis konulamıyor. Terörün beslendiği kaynaklar kurutulamıyor. Zaten olayın gerçek sebebini anlayamazsan teşhis de tedavi de bir işe yaramaz. Boş yere kan akar, analar ağlar durur. Tabi bizim de yüreğimiz dağlanır ama hiçbir zaman ana yüreği kadar dağlanamaz.

   

İhanetin Bedeli

mustafabengi
Bir önceki yazımda memlekete gideceğim için yazılara ara vermek zorunda kalacağımı beyan etmiştim. Bu ara epi uzun oldu. Okuldaki kulüp çalışmaları, derslerin yoğunluğu vs. neyse inşallah birlikteliğimiz devam eder.

Bu arada Pertevniyal Tarih ve Düşünce Kulübü olarak Pertevniyal TARİH dergisinin ikinci sayısını çıkarmak üzereyiz. Öğrencilerimiz derginin dizgisini yapıyor. İstedim ki bu dergi tamamen öğrencilerin ürünü olsun. Olacak da. Zaten onun için bu kadar uzadı. Birazda amatörlük var. İşin en zor kısmı kaldı, baskı.

Biz 657'ye tabiyiz güncel olaylardan dem vurursak siyaset yapmış oluruz. Yasak. Bu sebeple dikkat etmemiz gerekir. Mesela durup dururken bazı gençlerin taşkınlıkları incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerden adam öldürmeler, gasp olayları bir şeylerin eksikliğini gösterir. Uyduruk sebeplerle isyan derecesinde nümayişler, devlet malına zarar vermelerin bir açıklaması olsa gerekir.

Basit ve kısa bir cevabı, ülkede terör estirenler hakkında herhangi bir müeyyide yok. Ara sokaklara daldılar mı iş bitiyor.

Şimdi buna benzer bir olaydan olay tam benzemese de cezasında bir örnek vereceğim:

   

Okullar Kapanırken (Hasbıhal)

mustafabengi
Bu yazımda bugünü anlatmak istiyorum. Yıllardır öğretmenlik yapıyorum. Mesleğimi çok seviyorum. Bu sebeple bu konuda hasbıhal etmek istiyorum.

Geçen hafta okuyan öğrencilerimize karne verdik. Her birini gördüğümüz kadarı ile uğurladık. Görmediklerimize de gıyaben hayırlı tatiller temennisinde bulunduk. Gördüklerimize de birtakım nasihatlerle birlikte (kitap okuma gibi) tatilini iyi geçirmesini diledik.

Dün de okulumuzda bir tören vardı. Mezun öğrencilerimizin mezuniyet töreni idi. Tören öylesine duygu yüklü idi ki heyecan ile mutluluk iç içeydi. Çocuklarımızın okulu bitirme heyecanı ile gözleri ışıl ışıldı. Mutlulukları yüzlerinden okunuyordu. Veliler bile bu mutluluğa katılıyordu. Onlarda en az çocukları kadar heyecanlı ve mutluydu. Biz de nasip olursa önümüzdeki günlerde tatile çıkacağız. Memlekete (Antalya-Akseki) gitmek istiyorum. Büyük bir ihtimal yazılarıma ara vermek zorunda kalacağım. Nasipse sonbaharda görüşürüz.

   

İstanbul'un Fethi 2

mustafabengi
Aylar, yıllar süren hazırlıklardan sonra 6 Nisan'da kuşatma başlıyor, hendekler, surlar bir türlü aşılamıyor. Bizans halkı canla başla İstanbul'u savunuyor, Mesih'in gelip kendilerini kurtaracağına inanıyorlardı. Fatih Sultan Mehmet 22 Nisan gecesi Haliç'e karadan donanma indirdi. Bu olay Bizans halkı için beklenmedik bir durumdu. Halk panikledi, savunma bozuldu. Halkın ve ordunun morali çöktü. Gemilerin Haliç'e nasıl indiği tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. İkinci elden kaynaklarda Dolmabahçe veya Ortaköy'den Taksim sırtlarına kızaklarla kaydırılarak Dolapdere Kasımpaşa'dan Haliç'e indirildiği söylenir. Bazı kaynaklarsa gemilerin bugünkü Okmeydanı denilen ormanlık alanda inşa edildiği söylenir.
   

Sayfa 1 / 5

Standart yerleşime geri dön
Follow us on Twitter

Pertevniyal.biz 27.01.2007'den itibaren free hit counterkez ziyaret edilmiştir.