Salı, Mayıs 22, 2012
   
Yazı boyutu
Giriş yap

Tarih Köşesi

Ergenekon'un Evveli

mustafabengi
Öncelikle dönem sonu sebebiyle işlerin yoğunluğundan yazılarımda aksama oldu. Gecikmeden dolayı özür diliyorum.

Biz tarih dersi anlatırken olayları genellikle güncel olaylarla karşılaştırırız. Ne kadar doğru bilmem ama İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) sanki Ergenekon Örgütünün evveliyatı gibi geliyor. Bir göz atacak olursak?

Konumuz çok kapsamlı. Bir makalede anlatılabilir mi? Zor. Zaten bizim amacımız olayları aydınlatmak değil, kısaca hatırlatmak. Merak edenler bu konudaki çalışmalara bakabilirler.

Osmanlı Devleti II. Abdülhamit tarafından Yıldız Sarayı'ndan tek başına yönetilmeye başlayınca bazı aydınlar meşrutiyeti yeniden ilân ettirmek için örgütlenmeye başladılar. Önceleri gizli olarak Harbiyeli ve Tıbbiyeli öğrenciler arasında hızla örgütlendiler. Bir ara padişahın hışmına uğrayıp, dağıldılar. Çalışmalarını Avrupa şehirlerinden yapmak zorunda kaldılar. Kuruluş ve örgütlenmenin kısa sürede olması ve kuvvetli yapılanma "Cemiyetin arkasında (Avrupalı gizli örgütler) başka güçler var mıydı?" sorusunu akla getiriyor. Bu arada bir vakıada İttihatçı subayların Selanik'te kümelendiğidir.

 

Gazze

mustafabengi
Günlerdir Gazze'de insanlık faciası yaşanıyor. İsrail kimseyi takmadan dünyanın gözü önünde çoluk çocuk demeden kıyım yapıyor. Dünya seyrediyor ve kimse dişe dokunur bir şey yapmıyor ya da yapamıyor. Yine de en dişe dokunur tepkiyi Türk Devleti ve Türk halkı yapıyor.

Olayların tarihsel gelişimine bir bakalım.

Önce yurt ile başlayalım. Yahudiler iki bin yıl önce Filistin topraklarından Romalılar tarafından sürgün edilmişlerdi. Dinlerinin de etkisiyle Yahudiler asli yurtlarını unutmadılar, benliklerini kaybetmediler. Yaşadıkları yerlerde azınlık psikolojisi ile birbirlerine kenetlendiler. Aralarının da kuvvetli işbirliği yaptılar. Sayıca az olmalarına rağmen toplumlarda egemen güç oldular. Bugün dünya devletlerinin tepki gösteremeyişlerinin sebebini biraz da burada aramak gerekir. Buna en bariz örnek İlhanlı Devleti'ni gösterebiliriz.

Peki, bu güce nasıl ulaştılar?

   

Özür Dile(t)mek

mustafabengi

Son günlerde bir özür diliyorum, özür dileyeceksin tartışması aldı başını gidiyor. Peki, olay ne? Neyin özrü bekleniyor? Kim özür dileyecek?

Bütün bunlara cevap bulabilmek için 1915 yılını kısaca hatırlayalım. Osmanlı Devleti büyük savaşa girmişti. Doğuda Ruslarla ve onların işbirlikçileri Ermenilerle, güneyde İngiliz ve Fransız kuvvetleri ve onların sömürgelerinden getirdikleri askerlerle savaşıyordu.

   

Mevlâna

mustafabengi
Bugün Büyük mutasavvıf, âlim Mevlâna'nın ölüm yıldönümü (17 Aralık) vesilesiyle biraz ondan bahsedeceğim.

Âşıkların sultanı, marifet nurunun aynası, "Ölmeden önce ölünüz." diyerek nefsini öldüren büyük velî, "Biz Kuran'ın bendesiyiz." diyen hak kölesi, İslam'ın tolerans yönünü dünyaya gösteren büyük insan Mevlâna Celâleddin-i Rumi.

Mevlâna, 30 Eylül 1207 yılında Horasan'ın Belh şehrinde doğdu. Babası Bahaeddin Veled âlim bir zattır. Babasının devrin sultanı ile aralarının açılması üzerine Belh'i terk eder. Nişabur üzerinden Bağdat’a gelir buradan hac görevini yapar. Gördüğü manevi işaretler üzerine Karaman'a (Larende) yerleşir.

   

Osmanlı Cumhuriyeti (2)

Cumhuriyetin ilk yıllarında devrimler yapıldı. Amaç devletine sahip çıkan, özne olan toplum yapılanmasını sağlamaktı. Osmanlı kendi kuralını koyamamış, hep Avrupalılar'ın koyduğu kuralları yerine getirmek zorunda kalmıştı. Millet olarak artık kendi kurallarımızı koyabilmeliydik. Milli Mücadelenin hazırlık safhasında bile Atatürk mücadeleyi halka mal etmek için kongreleri yapmadı mı? Şimdi Cumhuriyeti gerçekleştirdik. Kısaca siyasî mücadele başarı ile tamamlandı. Şimdi kültürel, iktisadî hamleler yapmanın vakti idi.
   

Sayfa 4 / 5

Standart yerleşime geri dön
Follow us on Twitter

Pertevniyal.biz 27.01.2007'den itibaren free hit counterkez ziyaret edilmiştir.