Mustafa Bengi tarafından yazıldı. Cumartesi, 12 Aralık 2009 00:00
![]() |
Benim düşüncem olaya (terör) sağlıklı teşhis konulamıyor. Terörün beslendiği kaynaklar kurutulamıyor. Zaten olayın gerçek sebebini anlayamazsan teşhis de tedavi de bir işe yaramaz. Boş yere kan akar, analar ağlar durur. Tabi bizim de yüreğimiz dağlanır ama hiçbir zaman ana yüreği kadar dağlanamaz.
Normalde bir lisede, bir ilköğretimde okuyan bir çocuk, başına poşuyu sarıp terör estiriyorsa iyi düşünmek gerekir. Kandırılmışlıkla mandırılmışlıkla geçiştirilemez. Bir de kendimizi tartmak gerekir. Bizler hata yapıyor muyuz? Veya nerede hata yapıyoruz. Bu olayla hiç bağlantısı yok, sorumluluk konusunda okulumuzdan kıssa anlatayım. Bir gün onuncu sınıf Tarih Kulübü öğrencilerini topladım. "Arkadaşlar yaklaşık bir ay sonra Sarıkamış harekâtının yıldönümü. Sarıkamış'taki şehitlerimizi bu yıl bir program ile yâd edelim. Bu sebeple bir hafta zaman veriyorum. Herkes araştırma yapsın. Çalışmalarını burada değerlendirelim" dedim. Bir hafta sonra öğrencilerimi yine topladım. Hiçbiri çalışmamış. Her biri "arkadaşlardan biri yapar nasıl olsa" demiş. (NOT: Bu konuda bir çalışmamız var. Bu alanda çalışma yapmış bir iki zatı okulumuza getirip öğrencilerimizle bir program yapacağız.)
Bakınız size bir olay daha anlatayım. Yavuz'un Babası Bayazıt döneminde Şah İsmail'in adamları Anadolu'da yoğun bir propaganda yaparak halkın aklını çelmişlerdi. Halka "Osmanlı devşirmelerin elindedir, size uzaktır. Biz (Şah ve adamları) size onlardan daha yakınız, biz Ehl-i Beyt'i temsil ediyoruz" diyorlardı. Bu propaganda etkisini göstermiş, Anadolu'dan binlerce insan Şah İsmail tarafına geçmiş, birçok insanda İran'a göç etmişti. Anadolu'da yer yer isyanlar çıkmış. Hele Antalya tarafındaki Şahkulu (İmam Hüseyin) isyanı Teke Yöresi'ni yakmış, yıkmış neredeyse payitahtı tehdit eder duruma gelmişti.
Yavuz kuvvetli bir istihbarat ağı kurdu. Kışkırtıcıların kim olduğunu tek tek öğrendi. Hükümdar olunca bunları tereyağından kıl çeker gibi çekti cezalandırdı. "Padişahın 40 000 kişiyi öldürdüğü" yalandır. En azında çok abartılmıştır.
Ben doğruluğunu tam bilmiyorum ama Yavuz Sultan Selim İran üzerine sefere giderken kulağında on iki imamı sembolize eden küpe olduğu söylenir, bir de başında da aynı şekilde bir sarık varmış. Yani Yavuz Sultan Selim demek istemiş ki "Benim Şiiliğe karşı bir düşmanlığım yok. Benim derdim devletimin dirlik düzenliğidir." Biliyoruz bir iki yılda Anadolu'yu terörden temizledi, sonra bu teröre sebep olan İran üzerine sefer yaptı.
Şimdi zamanımıza dönelim. Şimdi de Anadolu'yu kasıp kavuran bir terör var. Biz şimdi dağdaki teröristi öldürürsek iş bitecek zannediyoruz. Hala onları dağa çıkaran düşünceyi ve güçleri hesap etmiyoruz. Dağdakileri öldürüyoruz yenileri geliyor. Bir de benim anlayamadığım haberlerde: "Tunceli'de Hakkâri'de bir grup terörist görüldü. Ablukaya alındı." deniliyor. Bazen de "Asker dağın etrafını kuşattı, çembere alındı, çatışmalar devam ediyor." gibi haberler duyuyoruz. Ama hiç sonuç çıkmıyor. Teröristler öldü mü? Uçtu mu hiçbir haber duyulmuyor.
Öldürmekle işler bitseydi. Cengiz Han ile Adolf Hitler'in kurdukları devletler ya da yönetimler kalıcı olurdu. Onlar ölünce devletleri / rejimleri de sona erdi. Hâlbuki Osmanlı Devleti hoşgörülü davrandı. 623 yıl yaşadı. Bu bize bir şey anlatmıyor mu?





