Mustafa Bengi tarafından yazıldı. Salı, 19 Mayıs 2009 00:36
![]() |
Öncelikle bütün milletimizin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı tebrik ederim. Atatürk 19 Mayısta Samsun'a çıkarak milli Mücadeleyi başlattı. Mustafa Kemal'in esas ve öncelikli amacı milli egemenliğe dayalı tam bağımsız yani bir devlet kurmaktı.Önce genel duruma bir bakalım. Biliyorsunuz Mustafa Kemal Mondros Ateşkes Antlaşması'nın akabinde Suriye'de görev yaparken İstanbul'a çağrıldı. M. Kemal 1918/1919 kışını İstanbul'da geçirdi. Bu arada memleketimiz adım adım işgal ediliyordu. Mustafa Kemal kışı arayış içinde geçirdi. Beyoğlu'ndaki kaldığı otelde (Pera Palas) arkadaşlarına "İstanbul'da bir şey yapamayız, Anadolu'ya geçmenin yolların aramamız gerekir." dediği bir gerçektir.
Anadolu halkı İngiliz, Fransız ve İtalyanlara karşı ilk zamanlarda doğrudan etkili mukavemet etmemiş ama Ermeni ve Rumların taşkınlıklarını da kabullenmemiştir. Bu sebeple Rumlara ve Ermenilere karşı şiddetli mücadele etti. Bu fark halkın tam örgütlenmeden önceki tavrıdır. Mutlaka örgütlenme tamamlandığı zaman bütün işgalcilerle mücadele edecekti.
Yalnız bir gerçeği belirtelim. Anadolu'da seksen küsur Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuş, herkes kendi bölgesinde, gücü oranında mücadele veriyordu. Hemen hemen her bölgede milis kuvvetleri (Kûva-ı Milliye) oluşturmuşlardı. Ellerinden geldiğince bölgelerini, namuslarını korumaya çalışıyorlardı. Mustafa Kemal'e göre bunların hiçbiri çözüm değildi. Bunlar düşmana zarar verebilirlerdi ama bağımsızlığı gerçekleştiremezlerdi. Bu sebeple topyekûn hareket etmek gerekiyordu.
Rumlar Mondros Antlaşmasın'ı fırsat bilerek kargaşa çıkarmaya başladılar. Tabi bizimkiler de karşılık vermeye başladılar. Rumlara pabuç bırakmaya hiç niyetleri yoktu. Onlar kendi devletlerinin kurma vaktinin geldiğine öyle inanmışlardı ki Türklerin yaptığı haklı mücadeleyi kabullenmiyorlardı.
Rumlar bizim mücadelemizi Mondros'a aykırı diye Avrupa'ya şikâyet ettiler. Başta İngilizler olmak üzere bütün Avrupa Rumların şikâyetini ciddiye aldılar. Tabi bizi suçlu görerek Son padişah VI. Mehmet'e baskı yaptılar. Olayları bir an evvel durdurmasını istediler. Değilse daha sert davranacakları tehdidini savurdular.
Vahdettin de İngilizleri sakinleştirmek için Mustafa Kemal'i 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendi. Görevi: Doğu Karadeniz'deki asayişi sağlamak, suçluları cezalandırmak, silahları toplamaktı. Bir gerçeği daha verelim Mustafa Kemal Samsun'a gönderilirken geniş yetkilerle donatılmıştı. Hemen hemen Anadolu'daki bütün askeri ve mülki erkâna tebligat yapma yetkisi (Bkz. Nutuk, 1. cilt, ilk sayfalar) verilmişti.
M. Kemal 1918/1919 kışında arkadaşları ile yaptığı görüşmelerde genelkurmay başkanı (harbiye nazırı) olmak istediği, bu sebeple Damat Ferit'in Mustafa Kemal'den çekindiği O'nu İstanbul'dan uzaklaştırmak istediği söylenir.
Padişah Anadolu'ya niçin Mustafa Kemal'i gönderdi?
Öncelikle M.Kemal İttihatçı değil, verilen görevi başarı ile neticelendiriyor, vatanını ölesiye seviyor. Çok iyi bir asker, liderlik vasıfları var.
Peki, padişah Mustafa Kemal'i sadece Doğu Karadeniz'deki asayiş için mi gönderdi? Burası tartışılır. Mustafa Kemal İstanbul'dan Samsun'a hareket etmeden önceki Cuma Selamlığı'nda Padişah arabasına binerken Mustafa kemal'i yanına çağırır: "Paşa, paşa memlekete büyük hizmetler yaptın (1.Dünya savaşındaki başarıları) bunlar tarihe geçti. Bundan sonra yapacağın hizmetlerle vatanı kurtarabilirsin." demiştir.
Ayrıca Ruşen Eşref Ünaydın'a verdiği bir mülâkatta Mustafa Kemal: "Padişah bir gün beni yanına çağırdı. Gittim. Sultan sarayın boğaza bakan odasında pencerenin önüne oturmuş boğazı seyrediyordu. Geldiğimi anlayınca el işareti ile yanına oturmamı istedi. Bana:
- İngilizler beni sıkıştırıyorlar, bir şey yapamıyorum. En ufak bir hareketim onlara savaş açma olarak yorumlanacak. Maazallah topyekûn savaş açıp memleketimizi mahvedebilirler. Elim kolum bağlı. Sen Anadolu'ya git, doğudan başlayarak halkı örgütle. Vatanı kurtar. Gün olur ki bana baskı yaparlar, senin hakkında karar aldırtırlar. Hiç dikkate alma, gerekeni yap."
Padişahın Mustafa Kemal'e külliyetli miktarda para verdiği de söylenir.
Tabi olaylar değişik şekillerde cereyan etmiş, Mustafa Kemal bütün yeteneğini kullanarak, halkı örgütlemiş, olayları hep lehimize çevirmiş, milli mücadeleyi başarı ile neticelendirmiştir. Milli mücadele sırasında aktör (karar veren) hep Mustafa Kemal olmuştur. Biliyorsunuz olaylarda aktör olan kazanır.
Gençlik ve Spor Bayramı tekrar kutlu olsun.





