Salı, Mayıs 22, 2012
   
Yazı boyutu
Giriş yap

İstanbul'un Fethi

mustafabengi

İstanbul, karalarla denizlerin kesiştiği yerde kurulu bir yer, bir tabiat harikası. Müstesna coğrafi ve siyasi mevkii. Üç kıtanın merkezi durumunda, dünyanın idare merkezi olmaya layık belde. Tarihin pek çok hatırasını, eserlerini barındıran taç şehir.

Yaklaşık 135 adet ismi olan eşsiz şehir. Her milletin hayalini süsleyen insanların gönlüne taht kuran emsalsiz şehir.

İstanbul tarihte pek çok kere kuşatılmış, sağlam surları ve her seferinde dışarıdan yardım almaları sebebiyle bir türlü alınamamıştır.

Peki nedir İstanbul'u bu kadar önemli kılan?

Öncelikle dini olarak İstanbul Hristiyanlık'ın doğu kalesi durumunda. Kur'an-ı Kerim'de Kutlu Belde olarak anılması (Bazı müfessirler "Kutlu Belde Mekke ve Medine'dir" diye açıklamaktadırlar.).

Peygamberimizin hadisleri:

Peygamberimiz:

- Kostantiniye elbet bir gün fethedilecektir. Orasını fetheden asker ne güzel asker, orasını fetheden kumandan ne güzel kumandandır, diyecektir. Yine bir gün:

- İstanbul'un fethine iştirak edenler cennette benimle olacaklardır.

- İstanbul'u benim ismimde birisi fethedecektir.

- İstanbul fethedilmeden kıyamet kopmayacaktır, demiştir.

Sahabe mezarlarının bulunması:

Hz. Peygamberin müjdesine mazhar olmak isteyen Halit bin Zeyd ilerlemiş yaşına rağmen (83 yaşında) Emeviler'in ilk kuşatmasına katılmış şehit düşmüştür. Ölmeden önce "surlara en yakın yere gömülmesini" vasiyet ettiği için bugünkü Eyüp'e gömülmüştür. Hz. Eyüp gömüldükten sonra mezarının üstünde bir ışık (nur) meydana gelmiştir. İstanbul halkı mezarı ziyaretgâh olarak kullanmaya başlamışlardır. O zamanın Bizans hükümdarı bir türbe yaptırdığı da rivayet edilir. Sonradan Bizans hükümdarı halkın bu mezar teveccühünden rahatsı< olacak ki bu bölgeyi yasaklamış, mezarın olduğu bölgeyi dümdüz yapmıştır.

Siyasi olarak Osmanlı Türkleri üzerine başka ulusları (Mesela: Haçlı Seferleri), beylikleri saldırtmış, Osmanlı hanedan mensuplarını bile kışkırtmaktan geri durmamıştır.

Coğrafi olarak söylemeye gerek yok.

Bir de Kızıl Elma meselesi var. Bizans kaynaklarına göre (bakınız: Hammer tarihi) Jüstünyen Ayasofya'yı yaptırdığında kilisenin önüne Şahlanan at üzerinde kendi heykelini yaptırmıştır.  Bir eliyle ileriyi gösteriyor (Kudüs'ü işaret ediyor), diğer elinde de bir altın küre var. Bu küre dünya. (Türkler bu küreye Kızıl Elma demişler.) İnanışa göre bu küre tılsımlı. Bu küreyi elinde bulunduran dünyaya egemen olur. Müneccimlere göre bu küre kimin elinde olursa ona uğur getirir. Ki Bizans'a uzun süre uğur getirdiğine inanılmıştır.

Ne var ki XIV. asrın sonlarına doğru bu heykel yıkılmış, küre kaybolmuştur. Bizans'ın yıkılma sürecine girmesini buna bağlayanlar bile var.

Türkler de bu Kızıl Elma'ya sahip olarak cihana sahip olmayı planlıyorlardı.

Peygamberimizin İstanbul'u işaret etmesi sebebiyle Emeviler'den itibaren çeşitli defalar İstanbul kuşatılmıştır. Malazgirt'le Anadolu'ya giren Türkler on yıl sonra İstanbul önlerine gelmişler fakat başlayan Haçlı Seferleri İstanbul'un alınmasını geciktirmiştir.

Osman Bey ölüm döşeğinde oğlu Orhan Bey'e "İstanbul'a al Gülizar yap." demiştir.

Yıldırım Beyazıt İstanbul'u dört defa kuşatmıştır. Hele bir seferinde kuşatmaya damadı Emir Sultan da katılmıştır. Askerlere "Ben buraya sevgili peygamberimizin işaretiyle geldim." diyerek askerleri gayretlendirmiştir. Askerler O'nu görünce melek görmüş gibi sevinmişlerdir. Ne var ki Karamanoğulları'nın bazı Osmanlı şehirlerine saldırması, Şehzade Mustafa'nın isyanı fethi geciktirmiştir. Bir başka kuşatma da Timur saldırmıştır.

II. Murat da İstanbul'u kuşatmış hatta kuşatma sırasında Sultan Murat hocası Molla Gürani'ye "Hocam, dua buyursanız da şu fetih nasip olsa." (Bir rivayete göre bu hoca Hacı Bayram Veli'dir.) Hocası: "Hünkarım, kusura kalmayasınız bu fetih size değil, şu oynayan çocuğa nasip olacaktır."

II. Murat hocalarından aldığı bu işaretle oğlu Şehzade Mehmet'i özel ihtimamla yetiştirmiş. Devrin en ünlü hocalarını Şehzade'nin yetişmesinde vazifelendirmiştir. Hocaları Şehzade Mehmet'e "İstanbul'un fatihi sen olacaksın." diye telkinde bulunmuşlar. Ve Mehmet'i İstanbul'u alacağına inandırmışlardır. Şehzade Mehmet'in İstanbul'u alacağı inancı Bizans kaynaklarında bile geçer.

Bu arada İstanbul'da değişik inançlar vardır. Bir kehanete göre Kızıl Elma'nın kaybolması "Rum imparatorluğunun sonu geldi, Doğudan ok atan silahlı bir kavim gelecek, Bizans'ı yok edecek."

Bizans tarihçisi Dukas'a göre Anadolu'dan gelecek bir ordu İstanbul'u ele geçirecek. Ordu Çemberlitaş'a geldiğinde gökten Mesih gelecek, Türkleri İstanbul'dan atacaktır.

Bir Latin tarihçi Rumlar mahvolmadıkça Hıristiyanlık rahata kavuşmayacaktır. Onun için Türkler'in İstanbul'u ele geçirmesi gerekir.

Bazı Rumlar da Katolik baskısından Bizanslı yöneticilerin baskısından bıkmış. Adil bir hükümdar olan Sultan Mehmet'in İstanbul'u almasını istemişlerdir.


Not: Konu çok uzun olduğu için kalan kısmı ikinci bir makalede yazmayı düşünüyorum.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız, eğer kayıtlı değilseniz lütfen ilk önce kayıt olunuz.

busy
Standart yerleşime geri dön
Follow us on Twitter

Pertevniyal.biz 27.01.2007'den itibaren free hit counterkez ziyaret edilmiştir.