Pazartesi, Mayıs 21, 2012
   
Yazı boyutu
Giriş yap

Kendini Bilmek

mustafayasar
BizLogoNedense bu haftanın yazısına konu bulamadım bir türlü. Zaten geçen hafta da bayram diyerek yazmadım. Sanki giderek bir tembellik sarmaya başladı beni. Aslında gerçek bir tembel olduğumu her zaman kabul etmişimdir de bunu ifade etmekten hep kaçınmaya çalışmışımdır.

Çalışkanlık nasıl bir duygudur, bilemem. Tembelim ama tembelleri de hiç sevemedim. Şimdi soracaksınız, kendini seviyor musun? Tüm samimiyetimle söylüyorum: Bilmiyorum. Bu nasıl olur demeyin. Bal gibi oluyor işte.

Doğrusu, bazı noktalarda kendime kızıyorum, bazı noktalarda kendimi takdir ediyorum. Yani kendimi hem seviyorum hem de sevmiyorum. Kendimi sevsem, kendime kızmamam icap eder. Çünkü insan sevdiğine kızmaz, kızamaz. Kızarsa ortada sevgi yok demektir.

Bu durumda kendini seviyor musun sorusuna vereceğim her türlü cevap en azından eksik olacak ya da yanlış olacak. İyisi mi siz bu soruyu sormadınız ben de cevaplamadım olsun. Yoksa işin içinden çıkamayacağım.

Kişi kendin bilmek gibi irfan olmaz, diye bir söz vardır ki benim çok hoşuma gider. Çok sık da kullanırım bu sözü ama görünen o ki hala bu irfana erişememişiz. Kendimizle ilgili bir soruya dahi net bir cevap vermekten aciziz. Vay bizim halimize.

Şimdi bir soru da ben size sorayım: kişinin kendini bilmesi ne ile mümkündür?  Bilenlerden cevap istiyorum, bu cevaplar belki bana da yol gösterir de kendini bilenlerden olurum. Herhalde bu iyiliği benden esirgemezsiniz.

Bu satırları yazarken aklıma "Kendini Bilmek" adlı şiirim geldi. Demek ki ben yıllar öncesinden kendimi bilmediğimin farkındaymışım. Onca yıla rağmen bir arpa boyu yol almamışım. Hala aynı minval üzereyim. O zaman yardım edin bana, yardım edin ki kendimi bileyim. Kendini bilenlerden olayım.

Bakın, Kendini Bilmek şiirimde neler söylemişim:

KENDİNİ BİLMEK

Haydi ne soracaksan sor 
Piramitleri de bilirim sam rüzgarlarını da 
Bütün zamanlar elimden geçti 
Maddeyi manayı arkada bıraktım 
Bildiğini bilmediğini sor 

İstersen 
Yıldızların çarpım tablosunu çizeyim ellerine 
Yahut 
Hüznün sevince bölümünü anlatayım 
Bir çırpıda... 
Seni de anlatabilirim gün boyu 
En mahrem sırrına kadar.... 

Ne sorarsan sor 
Bilirim 
Yeter ki 
Beni sorma...


Böylece konusuz başladığımız bir yazının da sonuna geldik. Umarım fazla rahatsız edici bir yazı olmamıştır.

Sağlıcakla kalın sevgili dostlar…

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız, eğer kayıtlı değilseniz lütfen ilk önce kayıt olunuz.

busy
Standart yerleşime geri dön
Follow us on Twitter

Pertevniyal.biz 27.01.2007'den itibaren free hit counterkez ziyaret edilmiştir.