Mustafa Yaşar tarafından yazıldı. Çarşamba, 07 Aralık 2011 07:46
![]() |
Zaman zaman düşünürüm, beden sağlığı mı akıl sağlığı mı önemlidir. Bir türlü de işin içinden çıkamam. Sonunda, en güzeli ikisi birden olsun, en güzeli budur derim.
Paranız olmayabilir, eviniz olmayabilir, arabanız olmayabilir. Bir noktadan sonra bunların bir önemi yoktur. Sofranızda peynir, zeytin, reçel, yumurta olabilir. Sadece peynir ekmek de olabilir. Hatta sadece yavan ekmek de olabilir. Önemli olan sofranızda çeşitlerin çok olması değil mevcutları huzur içinde yiyebilmenizdir.
Huzurunuz yoksa sofranızda envaı çeşit olsa ne kıymeti var. Sağlığınız yerinde değilse ne yiyeceksiniz, nasıl yiyeceksiniz. Ya da yediklerinizden ne lezzet alcaksınız.
Rahmetli Sakıp Sabancı bir söyleşi için Pertevniyal'e gelmişti. Söyleşi esnasında öğrencilerimizden biri Sabancı'ya ne kadar parası olduğunu sormuştu. Rahmetli, parasının hesabını bilmediğini belirttikten sonra şunları söyledi:
"Benim paramın miktarını herkes merak eder. Bu doğrudur. Ben merak etmem. Çok param var. Herkes çok param olsun ister. Fakat ben size önemli bir gerçeği açıklayayım. Ben bulgur pilavını çok severim. Şöyle bol yağlı güzel bir bulgur pilavını bir lavaşın arasına dürüm yapıp yemeyi ne çok isterim, isterim ama uzun yıllardır da buna hasretim. Sakıp Ağanın çok parası varmış, parasının hesabını bilmezmiş, ne kıymeti var? Bir dürüm bulguru yiyemedikten sonra o paranın ne kıymeti var?”
Sonra şöyle devam etti rahmetli:
"Belki bilirsiniz, benim özürlü bir oğlum var. Ona her bakışımda içim parçalanır, parçalanır da bir şeyler yapamamanın aczini yaşarım. Koca Sakıp Ağada hiç para olmasaydı da oğlu sağlıklı olsaydı keşke derim. Gençler, çok çalışın iyi yerlere gelin iyi paralar kazanın. Fakat bilin ki sağlığınız elinizden gitmişse paranız olsa bile bulgur yiyemezsiniz. Özürlü bir evladınız varsa onun sağlığını parayla geri getiremezsiniz. Bu yüzden rahat bir uyku bile uyuyamazsınız. Bilin ki para her şey değildir."
Rahmetli Sabancı'ya hak vermemek elde değil. Sağlığınız elden gitmişse paranın ne hükmü olacak?
Şair Nabi ihtiyarlık döneminde Halep'te bulunmaktadır. III. Ahmet, tahta çıkınca şairimizi hediyelerle memnun etmek istemiş. Hediyeler arasında dört tane çok güzel cariye de göndermiş. Nabi, diğer hediyelere sevinmiş ancak cariyelere pek sevinememiş ve durumunu bir beyitle ifade etmiş:
|
Geçürdi çaşnigir-i felek ol denlü vaktin kim
Neval-i arzu meydana geldi işteha gitti
|
Yaklaşık manayı da verelim: Felek vakti o kadar geçirdi ki bugüne kadar arzu ettiğimiz şey gerçekleşti fakat iştahımız kalmadı.
Dişiniz kalmamışsa bir elmayı ısırarak yemeye çalışmak size azaptan başka bir lezzet vermez.
Ne diyelim, Allah can sağlığınızı daim kılsın, diğerleri nasıl olsa bir türlü yoluna girer.





