Pazartesi, Mayıs 21, 2012
   
Yazı boyutu
Giriş yap

Eşek Hikâyeleri

mustafayasar
BizLogoŞanslı insanlara daima gıpta etmişizdir ve çoğu zaman kendimizin şanstan yana yüzümüzün gülmediğini düşünmüşüzdür. Galiba bu düşünce tarzı insanın fıtratında var. Biz böyle düşünüyoruz da acaba hayvanların de şansla bir ilgileri var mıdır, ne dersiniz?

Bana sorarsanız şans hayvanlar âleminde de geçerli. En yırtıcı ve acımasız hayvan aslan değil mi? Onda merhamet kavramı hiç yoktur. Acımasız, gaddar ve zalim bir hayvandır. Öyle olmasına rağmen biz öveceğimiz insanlara aslan demeye ısrarla devam ederiz. Bu yüzden aslan şanslı hayvanlardan biridir. Hakeza, kurt da öyledir. Onu da pek olumsuz olarak nitelemeyiz.

Yırtıcılar âleminde en zavallılardan biri çakaldır. Fakat bu garibin insan gözünde hiç değeri yoktur. İnsandaki birçok olumsuzluk, çakalın ismiyle insana sıfat olarak verilir.

Yılan, çıyan, akrep, solucan da şansı yaver gitmeyen mahlûkattandır. İnsanoğlu bu gariplerime de pek sıcak bakmaz. Bakmaz ne demek, olumsuz sıfatların bir kısmını da bunlar vasıtasıyla insanlara yükleriz.

Evcil hayvanlarda da değişen pek bir şey yoktur. Dağda sürülerimizin, evde kapımızın güvenliğini teslim ettiğimiz gerçek dostumuz köpekler için insana yüklediğimiz sıfatlara bakıyorum, yüreğim sızlıyor doğrusu. Kediler ne kadar sevimli olursa olsun onlar da nankörlüğün timsali olarak karşımıza çıkıyor. Yani onların da şansı yaver gitmemiş.

Teknoloji ile pabuçları dama atılmış olsalar bile zamanında insanoğlunun ekmeğini kazanmasında büyük emeği olan öküzler için de pek lütufkâr ifadeler kullanmamışız. Bönlüğün, anlayışsızlığın, kafasızlığın sembolü olmaktan kurtulamamış bu zavallılar da. Sütünden etinden faydalandığımız inekler de nasibini almış bizlerden.

Ya hele eşekler, hele eşekler… Onların çektiği çileyi anlatmaya sayfalar yetmez. Bize hizmetlerini hakkıyla hangi baba yiğit anlatabilir, bilemem. Ama biz, onları da yerin dibine sokmuşuz. Bir sürü olumsuz sıfatı onların ismiyle insanlara yüklemeyi marifet bilmişiz. Galiba şans dediğimiz şey tam da bu olsa gerek. Siz istediğiniz kadar hizmet edin, yine de yaranamazsınız. Yaranmak ne kelime, insanoğlu sizin heykelinizi dikecek yerde, yerden yere vurmaya hala devam ediyor. Yazık ki ne yazık…

Eşeklerin temel vazifelerinden biri kuyu dolabını çevirmektir. Dolap beygiri ismi de bu vazifeden dolayı eşeklere verilen isimlerdendir. Eşeğin gözleri bağlanır boynuna bir zil takılır, böylece eşek düz yolda yürüdüğünü sanır. Oysa dolabın etrafında durmadan döner ve döndükçe kuyudaki suyu dışarı çıkartmış olur.

Köyün birine şehirden devlet erkanı gelir. Kuyunun başında gözleri bağlı durmadan dönen eşeğe hayretle bakarlar. İçlerinden biri dayanamaz, köylüye sorar:

- Bu eşeğin gözlerini niye bağladın?
- Görmeyince düz yolda yürüdüğünü sanır.
- Peki boynundaki çıngırak ne işe yarar?
- Çıngırağın sesi kesilince eşeğin durduğunu anlarız.
- Ya eşek hem durur hem de kafasını sallarsa?

Köylü cevabı yapıştırır:

- Sizin kadar akıllı eşeği nereden bulalım beyim.

Sözümüzü bir eşek hikayesi daha yazarak bitirelim:

Eskiden yol yapımında yolun güzergahını belirlemek için dağda bayırda eşeği yürütürlermiş. Eşeğin gittiği yeri yol olarak kabul ederlermiş. Çünkü eşek, fıtratı gereği sağlam zemini olan yerden yürürmüş. Sonraları yol yapımında bizde pek bulunmadığı için Alman mühendisler getirtmeye başlamışız. Yine böyle bir yol yapımı için bir alman mühendis getirtmiş bizimkiler. Mühendis biraz geç geldiği için bizimkiler yine eşeğe müracaat etmişler. Eşek önde yürüyor, bizimkiler yolun kazıklarını çakıyorlarmış. Alman mühendis manzarayı görmüş, yapılan işi öğrenmiş ve sormuş: "Peki eşek bulamazsanız ne yapıyorsunuz?" Bizimkiler hemen cevabı yapıştırmışlar: Ne yapacağız, Almanya'dan mühendis getirtiyoruz…"

Haydi sağlıcakla kalın sevgili dostlar…

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız, eğer kayıtlı değilseniz lütfen ilk önce kayıt olunuz.

busy
Standart yerleşime geri dön
Follow us on Twitter

Pertevniyal.biz 27.01.2007'den itibaren free hit counterkez ziyaret edilmiştir.