Mustafa Yaşar tarafından yazıldı. Çarşamba, 11 Ocak 2012 00:00
![]() |
Yeni şehrin cazip havası ile eski şehrin monoton havası arasında tercih yapmak durumunda kalanlar, hayatına biraz renk katmak arzusuyla tercihini genelde yeni şehirden yana kullanırken kendilerinden nelerin gideceğini pek hesap etmezler. Oysa kaybedilenler çoğu zaman, insanı insan yapan değerlerdir. Belki maddi değerlerden verilen tavizlerin telafisi mümkündür fakat şahsiyetten verilen tavizlerin telafisi asla mümkün olmayacaktır. Kim bilir belki de bu yeni şehir umulmadık bir felaketin baş müsebbibi olacaktır.
Âşık olduğunuz insan, yeni bir şehirdir. Bu şehrin kapıları sonuna kadar açık, caddeleri pırıl pırıldır. Geceleri her tarafı ışıl ışıldır, her tarafından en çok sevdiğiniz şarkılar gelir kulaklarınıza. Binaların dış cepheleri mükemmel bir mimarın şaheseri gibi görünür gözünüze. Sanırsınız ki lokantalarında pişen yemeklerin lezzeti dünyada emsalsizdir. Sinemalarında hep hayranı olduğunuz artistlerin filmleri oynanmaktadır. Geceleri sokaklarında insanlar canlarından emin, gönlünce gezip eğlenmektedir. Hava ne çok sıcaktır ne de çok soğuk. Ilık bir bahar akşamı gibi munistir. Kar lapa lapa yağar, insanlar kartopu oynarken bile yazlık kıyafetler içindedir. Para kazanma derdi de yoktur, hastalık da ölüm de… Öylesine güzel bir şehirdir ve öylesine güzel bir hayat vardır sanırsınız içeride.
Sanırsınız, "Ne olursan ol, gel" diyen Mevlanavari bir şehirdir burası. Her yönüyle çekici olan bu şehre önce tereddütlü adımlarla girersiniz, sonra adımlarınızı hızlandırırsınız ve çok tatlı bir rüyadan uyanırcasına kendinizi karanlık arka sokakların iğrenç manzarasıyla yüz yüze gelmiş bulursunuz. Gerçekler bir şamarla suratınızda patlamıştır. Pişmanlığın bini bir paradır da müşterisi yoktur ki satasınız. Issız çöllerin ortasına tezgah açtığınızı, işlerin kesat üstü kesat olduğunu görür, çırpınırsınız uzun zaman. Sonra bakarsınız ki çırpınmanın faydası yok, çare de yok, durumu kabullenmek zorunda kalırsınız.
Eski şehrin monoton hayatından bin beter bir hayatı, size ters gelse de yeni hayat tarzınız olarak, önce günde binlerce lanetler okuyarak sonra derin bir sükut ile kabul edersiniz.
Biriyle arkadaş olmak, yeni bir işe girmek, yeni bir ülkeye gitmek, evlenmek, bilmediğiniz bir lokantada bir şeyler yemek, hayalinizdeki şiiri yazmak, moda deyimiyle yeni bir ortama girmek… Velhasıl, hayatımıza dair hemen her şey yeni bir şehre girmek gibidir.
Onun için, bir şehre girmeden bin defa düşünün. Enine düşünün, boyuna düşünün; önünü düşünün, sonunu düşünün. Çok geç olmadan iyi düşünün.
Bilin ki önce konuşup sonra düşünmektense önce düşünüp sonra konuşmak akıl sahiplerinin hüneridir.





