

Mustafa Yaşar tarafından yazıldı.
Çarşamba, 01 Şubat 2012 00:00
Ben, bizimkilerin akıllı olduğunu bir türlü kabullenemedim. Onlara akıllı gözüyle bakanların da aklından şüphe ederim. Ama bir yönlerini de her zaman çok takdir etmişimdir: Hemen hepsi hazırcevaptır. Tabiri caizse taşı gediğine koymakta pek mahirdirler.
İstedim ki bu hafta sizlere bu söz ustalarından bir demet sunayım. Sunayım da yüzünüzde bir tebessüm belirsin ve zamanın yorgunluğunu bir an için de olsa unutasınız…
Rıza Tevfik, Mısır'da iken beş parasız kalmıştır. Son çare olarak evinin kapısına "doktor" diye bir tabela asar. Derken bir fellah çıkagelir, bir hastasının olduğunu söyler. Birlikte adamın evine giderler. Bizimki bakar ki hasta öldü ölecek, artık son nefesinde. Adama, "sen hemen şu yiyecek listesini al da gel" der. Yiyecekler gelince yan odaya girer, karnını güzelce doyurur. Fakat bu esnada hasta da ruhunu teslim eder. Hasta yakını "getirdiklerimi sen yedin, hasta da öldü, bu nasıl iş" diye sitem eder. Rıza Tevfik, "bunları yemeseydim evinizden iki cenaze çıkacaktı" der.