Emrah Demiray tarafından yazıldı. Pazar, 20 Aralık 2009 12:37
Tören güzeldi ancak üzerimizde bu kadar emeği olan hocalarımızdan öyle kolay ayrılamazdık. Kimin fikriydi bilmiyorum ama arkadaşlarımdan bazıları hocalarımızın da katılacağı bir yemek organizasyonu tertip etmişlerdi. Yemek akşam saatlerindeydi. Hocalarımızın okuldaki işleri bitene kadar civarda oyalanıyorduk. Bu sırada ezan okundu ve camiye gidenlerimiz oldu. Cami çıkışında bir de bakıldı ki ayakkabılar ortada yok! Öyle ki ayakkabıların alındığı daha bir hafta olmamış, gıcır gıcır...
İşin üzgüntü boyutundan öte akşamki yemekte yaşanacak rezilliği düşünür olmuştuk. Bir arkadaşı ayakkabısı çalınan arkadaşımızı teselli etsin diye onunla bıraktıktan sonra aramızda para toplamayı kararlaştırdık. Nihayetinde hepimiz daha lise öğrencisiyiz ve bizden toplanan para 40 TL vardı yoktu. Bununla da doğru dürüst bir şey almak mümkün değildi. Yüzümüzü kızartarak hocalarımızdan da istemeye karar verdik. Durumu anlattığımız her hocamız sağolsun gönlünden koptuğu kadar yardımda bulundu. Sıra Burhanettin hocamıza gelmişti. Bilen bilir hocamız dışarıdan çok sert gözükür. İçini de bilen bilir...
Hocamıza durumu izah edip para istediğimiz vakit "Oturun bakayım siz şöyle", dedi. İlkin bir hata yapmış olmaktan korktuk tabi ki. Telefonu eline alıp bir numara çevirdi ve samimi bir görüşme sonrasında "Sana üç delikanlı yolluyorum. İhtiyaçlarını gör." Hepimiz şaşkınız... Hocamız elimize bir adres tutuşturdu ve "Selam söyleyin" diyerek bizi odasından yolladı. Önce hocalarımızdan aldığımız paraları iade ettik. Ayağında camiden ödünç alınmış terlik, elinde adres yazılı bir kağıtla doğru Beyazıt...
Adresi bulduk. Bir ayakkabı dükkanıydı. Hiçbir ücret almadan, bir tek selam ile giderek arkadaşımıza bir ayakkabı alıp çıktık. Belki giden geri gelmemişti ama biz bambaşka bir ders almıştık. Eğer insanlarda iz bırakabiliyorsanız aradan zaman geçse de tesirinizden hiçbir şey kaybetmiyorsunuz.
O günden aklımda kalan ve hâlâ hatırladığımda güldüğüm arkadaşımın şu sözünü de ekleyerek bitirmek istiyorum: "200 TL'lik ayakkabı çaldırmak tamam ama insana asıl koyan ne biliyor musunuz? Kalan 19 taksidini hâlâ ödemek zorunda olmak!"




