Hakan Cerrahoğlu tarafından yazıldı. Pazartesi, 16 Ağustos 2010 15:56
![]() |
Belli ki Aykut Hoca kafasındaki soruları kolay çözmüş, gidecek oyuncuları da belirlemiş. Elindeki kadronun kalitesini çok iyi bilen Aykut Kocaman'ın tek istediği şey; bu kadronun her maçı aynı ciddiyetle, karakterli bir futbolla oynaması.
Aykut Kocaman yıllardır Fenerbahçe'de eksik olan futbol ciddiyetini ve deyim yerindeyse "sözüm özümdür" kararlılık felsefesini uygulamak isteyen bir teknik adam. Zaten bu önemli anlayış Fenerbahçe ruhunun vazgeçilmez bir parçası.
Rakiplerin Fenerbahçe'ye karşı piranha gibi saldırıya geçmesi, son saniyede kaybedilen şampiyonluklar, Türkiye kupası finalleri, Az Alkmaar, Lillie ve en son oynanan Young Boys maçı kimi zaman teknik direktör, kimi zaman da futbol ciddiyetsizliği yüzünden değil miydi?
Fenerbahçe'li oyuncular, karşısında birleşmiş rakiplere karşı bu ciddiyeti ve bu kararlılığı artık hiçbir zaman kaybetmemelidir.
Fenerbahçe-Antalyaspor maçını kısaca analiz edecek olursak;
Gecenin en çalışkan ismi Gökhan Gönül'dü. İstekli futboluyla Mehmet Topuz lige iyi hazırlanmış, sağ kanatta oldukça etkiliydi. Takımın umut vadeden çobanyıldızı ise genç kaleci Mert Günok'tu. Kalesinde güven veren Mert Günok'un, ilerleyen zaman zarfında Fenerbahçe kalesinin değişmeyen ismi olacağı inancındayım.
Fenerbahçe'nin belkemiği Lugano! Lugano'nun kafasındaki kaybolan kayıplar yerine gelmiş anlaşılan. Lugano artık Fenerbahçe'den başka birşey düşünmemeli. Fenerbahçe'den başka hiçbir yerde bulamayacağı sevgiyi artık çok iyi anlamalı.
Ve fizik profesörü Alex de Souza. Kendisi için artık söyleyecek bir söz bulamadığımız Alex'i bir iki cümleyle özetlersek;
Kim ne derse desin, Alex Fenerbahçe'nin sanat tablosundaki futbol manzarasının Van Gogh'udur.
Bir başka deyişle Alex de Souza, kaybolan şehirlerin duvarlarında ilanlarla aranan özel bir isimdir. Bulanın milyon dolarlarla ödüllendirileceği...
Antalyaspor'a gelince;
Antalyapor teknik direktörü Mehmet Özdilek, çuvalla aldığı bunca yenilgiye rağmen, Fenerbahçe'ye karşı nasıl oynayacağını hala öğrenememiş. Mehmet Özdilek taşıyamayacağı bir çuval yenilgiyle beraber, sırtındaki futbol heybesine de yanlışları doldurmaya devam ediyor.
Sanırım Mehmet Özdilek kısıtlı futbol bilgisinin yanı sıra önce yüksek egolarından arınması gerekiyor ki, doğruları daha kolay bulsun!
Sonuç olarak;
Fenerbahçe Antalyaspor karşısında aldığı 4-0'lık farklı galibiyetle lige güzel bir başlangıç yaptı. Görünen o ki; Fenerbahçe Aykut Kocaman'la son beş yılda ve son saniyede kaçan şampiyonluklar bir daha yaşanmayacak.
Yepyeni umutlarla, kalpten duygularla büyük beklentileri olan ve tribünleri dolduran Fenerbahçe taraftarının artık bundan sonra daha fazla incinmeyeceği kanısındayım.
Çünkü Fenerbahçe'de alınan her galibiyet, her çalındığında hep beraber söylenip büyük haz duyulan, enerji yumağı birikmesine neden olan Opus'un şarkısı "Live İs Life" gibidir. Fenerbahçe için yüzyıllardır bir gram kaybolmayan bu enerji, hayatı yaşamak demektir.
Hakan Cerrahoğlu





