Hakan Cerrahoğlu tarafından yazıldı. Perşembe, 15 Temmuz 2010 12:52
![]() |
İspanya İber yarımadasının beşte dördünü kaplayan bir Avrupa Devleti. Futbolun "Aşk Hikayeleri" adlı kitabını yazan, önce Avrupa'nın sonra dünyanın en büyüğü apoletiyle.
Aşkta ruh varken, ten hiçbirşeydir.
Futbolda da öyle.. Çünkü futbolun doğal kaynağı ruhtur. Bir çiçek nasıl tutulursa en zarif yerinden, Xavi ve Iniesta'yla bu kadar yetenekli bir orta sahaya sahip olan İspanya, bu muhteşem ikiliye, oynadıkları zarif futbol için bir çiçek muamelesi göstermelidir.
Cennetin kapısında her zaman namuslu insanların ismi yazılıdır. Iniesta'nın attığı gol de, doğruluğun alınterine saygısıdır.
Xavi ve Iniesta İspanya'nın zafer anıtıdır. Bugünlerde Xavi ve Iniesta'yı eleştiren köşelere yerleştirilmiş satılmış kalemler, dünyanın her yerinde alay konusu oluyorlar.
Golden sonra yaptığı şovda, Iniesta'nın tişörtünde "Dani Jargue siempre connosotros" ( Dani Jargue her zaman bizimle birlikte) anlamını taşıyan duygusal bir yazı yazıyordu. Iniesta bu yazıyı, İspanya takımlarından Espanyol'un geçtiğimiz yılın Ağustos ayında 26 yaşında kalp krizinden ölen takım kaptanı Daniel Jargue'ye ithaf etmişti.
Güney Africa Dünya Kupası'nda İngiltere kalecisi Green ve Uruguay kalecisi Muslera'nın yediği golleri gördükten sonra, kalecinin ne kadar önemli faktör olduğunu bir kez daha anladık. Dünya şampiyonu İspanya'dan Iker Casillas'ın kupanın en iyi kalecisi seçilmesi ise gerçek bir ayrıcalıktı.
Casillas'ın kazandığı altın eldivenin içindeki eller, doğrulardan örülü filelerde gerçeğin elleriydi. Kupa tarihinde en uzun süre gol yemeyen, 433 dakikalık rekorla tarihe geçen.
2010 Dünya Kupası'nda Hollanda'yı deviren İspanyollar, dünyanın gözü önünde Avrupa'dan sonra, oynadıkları futbolla dünyanın da en büyüğü. Bu gururla dünyalar da İspanya'nın şimdi. En sıcak Ağustos akşamlarında, ayakların yerden kesildiği mutluluk dansları eşliğinde.
İspanyollar bu çifte mutlulukla, futbol sevdasının tadını çıkartıyor.
Hollanda ise 3. kez oynadığı Dünya Kupası finalinde şans zincirini yine kıramamış oldu. Takımın orta sahasında oynayan Van Bommel ve De Jonk Yeniköy'de yeni açılan "kasap kardeşler" in en haslarıydı. Del Bosque'ye Yeniköy kasabı diyenlere duyurulur.
Eski zamanın aynası olsa, şimdiki zamana yansıtırdık. (Şu an ki yalan futbola inat).
Dünya Kupası finallerinde gördük ki; mertlik, dürüstlük tarihin tozlu sayfalarında kalmış. Nerede Cruyff'lar, Pele'ler, Beckenbauer'ler, Overath'lar. Şimdi ise rakibe karete yapan futbolcular, futbolun içinde garnitür olmuş yediriliyor. Günümüz futbolunda Kader Keita gibi futbol sahtekarlarını izliyoruz.
Deforme olmuş olanlar yalancı aynalarda hayat bulurlar.
Kişiliksiz, korkak, vicdansız hakemler futbol dünyasının çirkin yüzleridir. 2010 Dünya Kupası'nda hakemlerin yanlış kararları yükselen değerin utanmazlık olduğunu göstermiştir. Takımların umutlarını çalan bu adaletsiz hakemler, sorumsuzluğun sanıklarıdır.
Eskiden Dünya kupası maçlarının başlamasını iple çekerdik. Sudan ucuz yorumcuların yorumlarını ,saçmalıklarını dinlememek için, renksiz maçların keyifsiz futbolunu izlemeyip kaçmak için yangın merdiveni arıyoruz adeta.
Hey gidi günler...
Hakan Cerrahoğlu





