Banu Gürbüz tarafından yazıldı. Pazartesi, 30 Kasım 2009 00:00
![]() |
Sizleri bu hafta ayak bastığınız anda ihtişamı ve görkemli yapısıyla büyüleyen, hem kilise hem de cami olma özelliğiyle farklı dinlere mensup 2 ayrı medeniyetin gelmiş geçmiş en önemli hükümdarlarını ağırlayan yüzyılların mimarlık harikası Ayasofya Müzesi'ne doğru gizemli bir yolculuğa çıkarıyorum. Siz de hazırsanız sayısız efsane ve hikayeye konu olan Ayasofya için tarihin kapılarını gelin beraber aralayalım.
![]() |
||
| Ayasofya |
||
![]() |
||
![]() |
||
| Baş Melek Cebrail 9. YY | ||
![]() |
||
| Meryem ve Kucağında İsa 9. YY |
Ayasofya, Bizans İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği başkentin en büyük kilisesi, Dünya'nın ise en uzun süre ibadet yeri olmuş en eski katedrali. Adı Ortodoks dini inançlarına göre Tanrı'nın üç niteliğinden biri sayılan kutsal bilgelik anlamına gelmekte. İstanbul'da aynı yere üç kez inşa edilmiş olan yapı ilk olarak Bizans'ın ilk imparatoru Büyük Konstantin'in oğlu II. Constantius tarafından M.S. 360 yılında tamamlanmış ve büyük kilise anlamına gelen "Megele Ekklesia" denmiştir. Kilise çıkan isyanda yanmış, 415 yılnda tekrar inşa edilmiş, Nika ayaklanması olarak bilinen 532'de çıkan halk isyanı ile yeniden yıkılarak yanmıştır. Dönemin imparatoru Justinyen hiçbir masraftan kaçınmadan devlet hazinesini mimarların önüne sererek daha önce hiç yapılmamış, daha sonra da taklit edilemeyen mimarisiyle günümüze kadar gelecek olan Ayasofya'yı yaptırmış. Ayasofya, Isodoris ve Anthemios isimli iki mimara haç planı şeklinde yaptırılmış sonra mekanın büyütülmesi için haçın dört köşesi de kapatılmıştır. Depremler atlatmış, haçlı seferleri sırasında ise yağmalanmış. Bizansın son dönemlerinde çok fazla yıpranan yapı 1453'te Fatih Sultan Mehmet'in fethinden sonra içinde bulunan eserler korunarak onarılmış, gerekli eklemeler yapılarak camiye dönüştürülmüştür. 1930'da restorasyon nedeniyle kapatılmış, 1 Şubat 1935'te Atatürk'ün ve Bakanlar kurulunun kararıyla müze haline getirilmiştir.
![]() |
||
![]() |
||
| Üst Kata Çıkılan Rampa | ||
![]() |
||
![]() |
||
| Hünkar Mahfili, Sultan Abdülmecid 1849'da yaptırdı. |
Yapımıyla ilgili gerekli bilgileri sizlerle paylaştığıma göre artık adım adım gezerek Ayasofya turumuza devam edebiliriz. Bahçesine ilk girdiğimde yapının büyüklüğü oldukça dikkat çekiyor. Girişin hemen önünde basamakları bir hayli aşağıda bulunan II. Ayasofya'ya ait kalıntılar bulunmakta. İleride ise kapatırken görevlilerin bir hayli zorlandığı devasa boyutlardaki kapılardan içeri giriyorsunuz. Sol tarafta büyük bir vaftiz teknesi ve sunak, sağda ise imparatoriçe lahdi bulunmakta. Tam karşıda ilk kata geçilen İmparator Kapısı da denilen kapıdan girmeden iki tarafa bilgi edinebileceğiniz tablolar konulmuş. Ben bu kısımdan büyük salona geçmeden daha erken kapandığı için üst galeriye geçiyorum.
İç koridordaki bir kapıdan merdivensiz ve Arnavut kaldırımını andıran taşlık sarmal bir kolidor yardımıyla üst galeriye çıkılıyor. Bu katta güney tribününde sırasıyla dini törenlerin izlendiği İmparatoriçe Locası, ruhani liderlerin toplantı yaptığı Synode Meclisine geçilen kapı, Deisis yani mahşer günü anlamına gelen İsa mozayiği, Latin komutan Dandolos'un mezarı, 11 ve 12. yy'a ait İsa'nın da bulunduğu mozayikler bulunur. Burada önemli olan ayrıntı Deisis mozayiğinde İsa'nın yüzünün sağ ve sol yarısı farklı olarak çizilmiş, üstelik Leonardo Da Vinci bu tekniği kullanmadan çok önce. Kuzey kısımda ise Ayasofya mozayiklerinin ve çeşitli kısımlarının fotoğrafları, imparator Aleksandros'un mozayiği var. Bu kısmın sonunda yarım kubbenin olduğu kemerde elinde bir küre tutan Cebrail mozayiği ile Kucağında İsa olan Meryem mozayiği çok net bir şekilde görülmekte. Söylenenlere göre Cebrail'in elindeki yuvarlak küre ile dünyanın yuvarlak olduğu zaten çok önceden bilinmekte.
Alt katta büyük salonda ise I. Mahmut Kütüphanesi, Bizans sütun başlığı, mevlit okunan Müezzin Mahfili, İmparatorların taç giyme töreni yaptıları Omphalion, Mihrap ve hıristiyanllıkta da mihrap anlamında kullanılan Apsid, Apsid duvarlarında Kuran ayetlerini içeren çerçeveler, Helenistik dönemden kalma küpler, dilek dilenilen Terleyen Sütun, Hünkar Mahfili, Minber, çeşitli mozayikler ve çıkışta M.Ö. II. yy'a ait Bronz kapı bulunur. Avluda ise Şadırvan, II. Selim, III. Murat,
Fetih öncesi kiliselerin hepsi Kudüs yönündeydi. Sadece Ayasofya bulunduğu konum itibari ile Mekke ve Kudüs'ün arasındaki açı farkı en küçük kilise. Bu nedenle mihrap apsidin hafifçe sağına yerleştirilmiş. Binanın zamanla sağa doğru hafif bir kayma gösterdiği de söylenir. Bu da Ayasofya'nın gizemli söylemlerinden sadece biri. Ayasofya gizemlerle dolu yaşayan tarih. Onunla ilgili anlatılacak ne hikayeler ne de efsaneler biter. Girdiğiniz anda buradan geçen Bizans imparatorlarını, Fatih Sultan Mehmed'i ve nicelerini düşünün, neler yaşandığını buranın nelere tanıklık ettiğini hayal etmeye çalışın. Kim bilir kimleri misafir etti bizden önce ve hala da ayakta yüzyıllardır. Sultanahmet'te bulunan bu yapı görülmesi gerekenlerin başında. Pazartesi hariç hergün 09:30-16:30 arası ziyaret edebilirsiniz.
Bana gönüllü olarak yardım eden rehber Cengiz Alatlı'ya sonsuz teşekkürler. İstanbul'un tadını çıkarmaya çalışın, haftaya görüşmek üzere…
![]() |
![]() |
|
| Dini Törenlerin Yapıldığı Alt Kat | Ahmet Ertuğ Ayasofya Fotoğraf Sergisi | |
![]() |
![]() |
|
![]() |
![]() |
|
| Üst Kata Çıkılan Rampa | Müezzin Mahfili | |
![]() |
||
![]() |
![]() |
|
| Synode Meclisi Ruhani Meclisinin Toplantı Yaptıkları Yer | 2. Kata Çıkarken Geçilen Ara Bölme | |
![]() |
![]() |
|
| Emphalion Bizans İmparatorlarının Taç Giyme Tören Yeri | Dini Törenlerin Yapıldığı Alt Kat |
























