Pazartesi, Mayıs 21, 2012
   
Yazı boyutu
Giriş yap

Emirgan Korusu

banugurbuz
BizLogoÖncelikle sınavlardan, öğrencilerimden ve okuldan dolayı bir süredir yazamadığım için sizlerden özür diliyorum. Her yazıda İstanbul'un farklı bir dokusunu, gizemini keşfetmek ve bu şehirde nefes alarak onun bir parçası olmak o kadar güzel ki ama bazen hayat, sorumluluklar uzaklaştırıyor bizi bu güzel uğraşlardan. Umarım bu yoğunluk azalacak okulun bitmesiyle beraber ve kaldığım yerden zaman kaybetmeden devam edeceğim ben de. Bu haftaki yazımda sizlere deniz manzarası, sessizlğin içindeki huzuru, renklerinin içindeki cümbüşü ile İstanbul'a farklı bir anlam katan Emirgan'dan bahsetmek istiyorum.
DSC01787
DSC01813

Aslında çoğumuzun bildiği belki de çocukluğunun geçtiği yer Emirgan Korusu. Çok tanıdık, bilindik, benim vazgeçemediğim yerlerden. Çok eskilerden emanet bize. İsmi Emirgüneoğlu'ndan geliyor. Sultan IV. Murat Revan Seferi'nden sonra 1635'te Erivan'ı Emirgüneoğlu'ndan teslim almış ve ona da boğazdaki Feridun Bahçesi'ni hediye etmiş. Bu bahçe zamanla Emirgüne yani Emirgan bahçesi olarak anılmaya başlamış ve yüzyıllar boyu el değiştirdikten sonra da 19. Yüzyılda Sultan Abdülaziz tarafından Mısır Hidiv'i İsmail Paşa'ya verilmiş. İsmail Paşa da korulukta 1871-1878 tarihleri arasında Pembe Köşk, Sarı Köşk ve Beyaz Köşk isimli tarhi mimarisiyle büyüleyen üç köşk yaptırmış.

DSC01856

Sarıyer sahili gibi harika bir güzergah üzerinde olan Emirgan Korusu içeri girer girmez çiçeklerle karşılıyor misafirlerini. Girer girmez sağ tarafta Pembe Köşk bulunmakta. Bu köşk iki katlı ahşaptan yapılmış tam bir Osmanlı yapısı. Üç kapıdan girilebiliyor içeriye. İkinci katı gerçekten çok hoş, ahşap merdivenlerden çıkınca ortada büyük bir salon ve salona açılan iki büyük oda, koridora açılan beş büyük oda, iki tane de sandık odası var. Her odada ayrı bir hava, ayrı bir tat var. Mönü çok zengin ve fiyatlar da oldukça uygun. Burdan ayrıldıktan sonra lalelerle kaplı yoldan yokuş yukarı çıktığınızda Beyaz Köşk bulunmakta. Beyaz Köşk çok daha kalabalıktı ben gittiğimde. Hemen yanındaki havuzu, Emirgan'ın tepesinde bulunması mutlaka daha çok ilgi çekici. En son da Sarı Köşk'e uğradım ve itiraf etmek gerekirse en çok da ondan etkilendim. Yüksek kapıları, pencereleri, tavan ve duvar süslemeleri, mimarisinde oyma el sanatından faydalanılmış olması ve özellikle de üst balkonundan Boğaziçi'ni seyretme zevkiyle içtiğim kahvenin tadi hâlâ damağımda... Ulaşım için arabayla Sarıyer sahil yolunu takip ederek ya da bu yolu kullanarak Sarıyer'e giden tüm otobüsleri kullanabilirsiniz. Anadolu yakasından ise Kadıköy'den vapurla, Üsküdar'dan motor ve vapurla Beşiktaş'a oradan da otobüsle kolayca ulaşabilirsiniz.

Laleleri, çay bahçeleri, piknik masaları, köşkleri ile yeşilin, mavinin ve tüm renklerinin güzelliği eşliğinde herkesin güzel bir gün geçireceği geçmişten gelen bir armağan gibi Emirgan Korusu. Hayatın içinde İstanbul'da huzur bulmak için, herşeye ara verip biraz da olsa kendimizi şımartmak için kusursuz, nostaljik bir durak.

İstanbul'u yaşamak ve bu şehirde nefes almak bu kadar güzelken o zaman devam etmek lazım her fırsatta yaşamaya bu şehri doya doya... İstanbul'un başka bir güzelliğinde görüşmek üzere.

DSC01791 DSC01825
DSC01797 DSC01801
DSC01834 DSC01836
DSC01838 DSC01845
DSC01863 DSC01851
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız, eğer kayıtlı değilseniz lütfen ilk önce kayıt olunuz.

busy
Standart yerleşime geri dön
Follow us on Twitter

Pertevniyal.biz 27.01.2007'den itibaren free hit counterkez ziyaret edilmiştir.