S. Ebru Tütüncü tarafından yazıldı. Perşembe, 22 Nisan 2010 00:00
![]() |
Hareketlerin tekrarını hayal etmemiz de imkansız, hele kahkahalar veya kızgınlıklarımız, ilk gezdiğimiz müze, gittiğimiz hayvanat bahçesi ve ilk izlediğimiz tiyatro oyunu. İlk ihaneti kendimiz kendimize yapıyor. Unutmak, unutulmaktan daha zor. Unuttuğumuz yaşamışlıklarımızdan öğreneceğimiz şeyler, yürüdüğümüz zaman içerisinde farklılıklar gösteriyor. Ancak kayıt olmayınca hatırlama, hatırlama olmayınca da anlama, fark ettiğinden ders çıkarma olmuyor. Bu günkü gözümüzle geçmişte göremediklerimize, fark edemediklerimize kıyaslayamadıklarımıza şans veremez oluyoruz.
![]() |
Önceleri siyah beyaz çeken sonraları renklenen fotoğraf makinalarından hep ürkmüşümdür. Ayarını bilmem, ışığını bilmem, 36'lık film pozu bitince nereden film bulacağımı hele hiç bilemem. Tam fotoyu çekerken patlayan flaşın neden patladığını bir türlü anlayamam. Bir de son yılların ünlü bir foto çekeniymişim gibi özel günlerde elime aldığım makinanın kullanımında hep üstün bir performans beklerim kendimden. Ben fotoğraf makinasını kullanmayı bilmiyorum, diyenimize daha rastlamadım. Bir doğum gününde makinayı deneye deneye ustalaşacağım an ya 36'lık poz biter ya da pilin yedeğinin takılması gerekir. Siz o pozu bir daha yakalayamaz öyle kala kalırsınız.
2 yıl önce analog foto makinasından vazgeçip digital fotoğraf makinasına geçince hayatımda bir çok şey değişti. Etrafıma daha bir inceleyen, değişik şeyleri yakalamak isteyen gözlerle bakar oldum. Güzellik ve çirkinlik arasındaki farkı somut olarak gözlemleyebiliyorum. Beni çok mutlu etmiş bir foto ile beni hayretlere düşürmüş bir fotoyu peş peşe çekebiliyorum. Böylece bir gün içinde yaşadığım duygu fırtınalarının çeşitliliğine daha sonraki zamanlarda tebessümle bakabiliyorum.
![]() |
Foto çekerken yapılacak en büyük ve önemli hareketlerden biride deklanşöre basmak, basarken heyecanlanmamak,
En güzeli de çekilen fotoların daha sonraki zamanlarda ailemizdeki diğer kişilerle paylaşılma anıdır. O anlarda fotoğrafa “söz” eklenir. Şuraya gitmiştik, şunları yedik, şunları gördük, şunlar gelmişti… gibi cümlelere soru sorma cümleleri katılarak çift taraflı etkileşimle eğitimalan baş başa bırakılır. Bir iki sözlü anlatımdan sonra eğitimalanların özgüvenlerini gösterircesine ben anlatacağım, ben anlatacağım çığlıklarını her an duyabilirsiniz. Ailece mutluluk pozlarınızı eğitimalanların çekeceği mutlu günlerde görüşmek dileğiyle hoşçakalın.
Saliha Ebru TÜTÜNCÜ (EĞİTİMCİ)







