S. Ebru Tütüncü tarafından yazıldı. Perşembe, 06 Mayıs 2010 00:00
![]() |
Yeni bir okula atanan eğitim veren okuldaki öğrencilerinin ekonomik yoksunluk düzeyini nasıl anlar? Peki anlaması, bilmesi gerekir mi?
Bir çarşamba günü sabah andımız okunduğu sırada bir kız eğitim alan bayılır. Okula 112 acil yardım ekipleri gelir ve öğrenciyi hastaneye götürür. Hastanede ayılan genç kızımız, müdahale eden doktora 3 gündür aç olduğunu söyler. Onun açlığını hiç kimse fark etmemiştir. Hemşire ablaları yemekhanede yemek ısmarlayıp evine bırakırlar. Açlığın hiç kimse tarafından fark edilmemesi konusu bir daha nerde ve ne zaman bayılacağı bilinmeyen öğrencinin bayılacağı ana kadar konuşulmamak üzere unutulur gider.
![]() |
Sınıf öğretmenleri eğitim alanların her okula başladıkları eylül ayında boylarını ve kilolarını ölçüp, gelişim dosyasına işlerler. Eğitim alanların ayakkabılarını ilk orada fark edersiniz. Tartının üstüne parmağı delik çorapla ya da çorapsız ayaklarıyla basınca bütün saklananlar bir bir gün ışığına çıkar. "Yavrucuğum niçin çorabını giymedin? Niçin çoraplarının arkası önü yırtık? Ayakkabıların neden bu kadar büyük ya da küçük? Kış vaktiyse çorapların neden ıslak? Neden bu terlik yerine başka bir şey giymiyorsun?" gibi soruların çoğu zaman verilemeyen cevaplarıyla baş başa kalırsınız. Ayaklar size bakar, siz ayaklara bakarsınız. Bir çift kocaman göz de sakladığı sırrının ortaya çıkmasıyla artık gözlerini gözlerinizden kaçırmaya başlamıştır.
![]() |
Bunu ilk fark ettiğimde kendimi, bir öğrencinin ayağına ayağımdaki çorabı çıkarıp giydirirken buldum. O ana kadar eğitim alanın ayakkabısının delik olduğunu, su aldığı halde ayağında çorabı olmadığını fark edemediğim için çok utanmıştım. Bir gün öğrencinin biri, diğer sınıftan bağırarak sınıfa girdi. Benim montumu Ali giymiş, diyor başka bir şey demiyordu. Her mont farklıdır, derken çocuk askıdan montunu bulup getirmez mi? Başka bir öğrenci de aynı monttan getirince montların bir mont çalışanı tarafından mahalle çocuklarına aynı renk ve bedende okul açılmadan önce dağıtıldığını öğrenmiş oldum. O an da okulda en az 60 öğrencinin aynı renk mont giydiğini fark edemeyecek kadar nasıl bakar kör olabildiğimi anlayıp, bu durumdan da ayrıca çok utanmıştım.
![]() |
O gün bu gündür ayakkabıları ve montları çok severim. Bir şeyin üzerini ne kadar örtebilirsiniz ki? Görmek dışında başka hislerimizin olduğu gün gibi ortada. Saklanmaya çalışılan şeylerin kokusu daha ağır oluyor. Saklanıldığı düşünülen farklılıklar oturduğumuz semte, sokağa, siteye, caddeye göre değil eve giren ekonomik güce göre farklılıklar gösteriyor. Aynılık kamuflajı altındaki bütün farklılıklar, aslında hiç bozulmadan duruyor. Sosyalleşmek, paylaşabilmek için okullarda her gün kamuflaj önlükleri, kıyafetleri değil, seçilmiş, beğenilmiş, tercih edilmiş ayakkabıları ve paltoları dikkatle gözden geçirmeliyiz. Varsın eski olsun, yırtık olsun, mevsime uygun olmasın. Ama gerçek olsun, senin içinde bulunduğun durumun röntgen filmi olsun. En korkuncu, bir şeye ihtiyacı olan eğitim alandan öğretmenin ya da okul aile birliğinin haberinin olmamasıdır. Bence sosyal sorumluluk projelerinin gerçek başarısı ya da başarısızlığı en yakınınızdakinin ihtiyaçlarından ne kadar haberdar olduğunuzla yakından ilgilidir.
Rengarenk üzerine uygun ayakkabı ve paltoları giyen eğitim alanların çoğaldığı bir ülke için, çalışma imkanı yaratmanız dileğiyle hoşçakalın.








