Semih Çelik tarafından yazıldı. Pazar, 14 Şubat 2010 13:00
![]() |
BİZDE KENDİ EVLADINI ELEŞTİRMEYİ SEVEN BİR ZİHNİYET VAR
![]() |
Futbolumuzun "Asker Bülent" lakaplı oyuncusu Bülent Uygun'a Sivasspor'da elde ettiği başarılardan sonra "Tabuları Yıkan Teknik Direktör" ve "Anadolu İnkılâbının Mimarı" gibi yakıştırmalar yapıldı. Kısa süreli bir dinlenme döneminde olan Bülent Uygun, Sivasspor'da elde ettiği başarıların temelinde sevgi, inanmışlık, hedefe kilitlenen bir yapı ve başarıyı arzulayan bir yönetim anlayışının olduğunu, bütün bu unsurlarla birlikte iyi bir takım olgusu oluşturduklarını söyledi. Uygun, daha sonra da inanarak, isteyerek, arzulayarak ve coşkuyla çalıştıklarını, bu sayede başarının da geldiğini söyledi.
Bu sezon başında yaşanan çeşitli sıkıntıların ardından görevini bırakan Uygun, son dönemde çok tartışılan Millî Takım teknik direktörlüğü konusunu ise şöyle değerlendirdi: "Millî Takımın başına getirdiğimiz ve çoğu dünya çapında olan yabancı teknik direktörlerin başarısızlıkları ortada. Bırakın Millî Takımımızı, büyük takımlarımızın başına getirdiğimiz yabancı teknik direktörlerin durumlarını zaten fazlasıyla görüyoruz. Millî Takımın ve kulüp takımlarımızın yakaladığı bütün başarılarda Türk teknik direktörlerin imzası vardır ama Türkiye'de maalesef kendi evladını eleştirmeyi seven bir zihniyet var. Giydiğiniz elbiseyi, söylediğiniz sözü, yaptığınız hareketi eleştirirler. Oysaki yabancı teknik direktörlere karşı kimse kolay kolay bir şeyler diyemez. Şu yadsınamaz bir gerçektir ki futboldaki bütün başarılarda Türk teknik direktörler olmakla birlikte bundan sonra başarmak istediklerimizde de bizi hedeflerimize taşıyacak kişiler yine Türk teknik direktörler olacaktır."
YERLİ HOCALAR BÜYÜK AŞAMA YAPTI
Millî Takımda Fatih Terim'den boşalan teknik direktörlük görevi için herhangi bir tahmin yapmaktan kaçınan Uygun, "Herkesin yaptığı başarı ortada olduğuna ve başarılı birçok yerli teknik direktörümüz olduğuna göre bizi Avrupa ve Dünya Şampiyonu yapabilecek birinin bu göreve getirilmesini istiyorum." dedi.
Türk teknik direktörlerin kendilerini sürekli geliştiren, daha donanımlı hale getirmeye çalışan, bilimsel araştırmalar yapan bir yapıda olduğunu ve bundan dolayı her platformda söz sahibi olabilecek düzeye geldiğini belirten Uygun, Türk teknik direktörlerin yabancı meslektaşlarına göre bir adım önde olduğuna inandığını söyledi.
Uygun, ayrıca futbolculuk ve antrenörlük hayatı boyunca Güvenç Kurtar'dan Yılmaz Vural'a, Fatih Terim'den Parreira'ya kadar çalıştığı bütün hocaların güzel yönlerini hep not aldığını, onları bir şekilde birleştirip kalbindeki sevgiyle birlikte futbolcularına verdiğini söyledi.
Ligde şampiyonluğa Fenerbahçe ve Galatasaray'ı daha yakın gördüğünü söyleyen Uygun, Beşiktaş, Bursaspor ve Kayserispor'un da doğru hamleler ve transferler yapması durumunda şampiyonluk yarışının içerisinde olacağını dile getirdi. Uygun, ayrıca 11. sıradaki Gaziantepspor da dâhil olmak üzere 11. sıranın üzerindeki bütün takımların UEFA Avrupa Ligi'ne gitme şansına sahip olduğunu söyledi.
Bülent Uygun, UEFA Avrupa Ligi'ndeki temsilcilerimiz Galatasaray ve Fenerbahçe'nin final oynamasını çok istediğini, böylesi bir durumdan inanılmaz bir keyif duyacağını ve bunun Türk milletinin gururu olacağını da belirtti. Temsilcilerimizin gruplarından lider çıkmalarının bir sürpriz olmadığına değinen Uygun, final oynamayı başarabileceklerine inandığını vurguladı.
Turkcell Süper Lig'de her mevki için ümit vadeden futbolcuların sorulması üzerine Bülent Uygun, kalede Galatasaray'dan Ufuk Ceylan, savunmada Kayserispor'dan Eren Güngör, orta sahada yine Galatasaray'dan Arda Turan ve hücumda ise Bursaspor'dan Sercan Yıldırım'ın isimlerini söyledi.
"YURT DIŞINDAN TEKLİF GELDİ"
Şu andaki dinlenme döneminin uzun sürmeyeceği belli olan Bülent Uygun, çalışabileceği kulübü ve takımı şöyle tanımladı: "Hayallerimi gerçekleştirebileceğim, Sivasspor'daki sevgi ortamını tekrar yaratabileceğimiz bir yönetim anlayışı olan ve başarıyı elde edeceğime yürekten inandığım bir takım olduğunda sezon içi veya sezon sonu olarak bakmaksızın o takımda çalışmayı düşünürüm."
Uygun, şu anda yurt dışından gelecek tekliflere çok iyi bir takım olmadığı sürece olumlu bakmayacağını belirtti. Uygun, yurt dışından iki-üç takımdan teklif aldığını ama bunları düşündüğü hedeflere varacak takımlar olmadığı için reddettiğini de sözlerine ekledi.
"EURO 2016'YI ALAMAYIZ!"
Türkiye'nin EURO 2016 adaylığıyla ilgili sorumuzu içtenlikle yanıtlayan Uygun, ülkemizde daha önce UEFA Kupası ve Şampiyonlar Ligi finallerinin oynandığını hatırlatarak bunlara rağmen böyle büyük bir organizasyonu alabilmemiz için önemli eksiklerimizin bulunduğunu söyledi.
Bunların başında lobi faaliyetlerinin geldiğini belirten Uygun, statlarımızın durumu ve başka bazı sorunlarımızın bulunduğunu da sözlerine ekledi.
Uygun, Şenes Erzik dışında başka isimleri de uluslararası platforma çıkarabilmemiz gerektiğini belirterek şöyle konuştu: "UEFA'daki lobiniz güçlü olmadığı ve sizi oralarda temsil eden kişi sayısı artmadığı sürece zaten bu tip turnuvaları almanız çok zor. Yani Şenes Erzik dışında UEFA'da ve FIFA'da söz sahibi insanlarımız artarsa ve futbol dünyamızın bütün unsurları yani yöneticilerimiz, futbolcularımız ve hakemlerimiz asıl hak ettikleri yerler olan üst klasmanlara çıkabilirlerse anca o zaman bu tip turnuvaları alabiliriz diye düşünüyorum."
![]() |
"SPORCU OLARAK DOĞMUŞUM"
Bülent Uygun sadece bir futbol adamı olarak görmüyor kendini ve her bakımdan komple bir sporcu olduğunu söylüyor. "Her spor dalını takip etmeye özen gösteririm ve belki biraz ukalalık olacak ama her spor dalını da yapacak yeteneğim vardır." diyen Uygun, bu iddialı sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ben âdeta sporcu olarak doğmuş bir adamım. Öyle inanıyorum ve Allah'ın beni özel yeteneklerle donattığını düşünüyorum. Örneğin çok iyi tenis oynarım, çok iyi basketbol oynarım, çok iyi voleybol oynarım, çok iyi de güreş yaparım. Sırtım daha minder bile görmedi."
Sporun dışında da her mesleği yapabilecek kapasitede olduğuna inandığını belirten Uygun, "İyi bir pilot da olabilirdim, ata da biniyorum; iyi bir jokey de olabilirdim ama laboratuvarda deney yapan bir kimyager olmayı tercih ederdim. Çünkü insanlık yararına güzel bir buluş elde etmek herhalde çok büyük bir keyiftir." dedi.
![]() |
20 ATI, 9 KÖPEĞİ VAR
Hayvanları çok sevdiğini söyleyen Uygun, 20 tane atı, yaklaşık 15 tane kedisi ve 9 tane de köpeği olduğunu söyledi. Ayrıca 250 tane de güvercini olduğunu ama hepsinin kuş gribi salgınından sonra öldüğünü belirtti. Boş zamanlarını nasıl değerlendirdiğini sorduğumuz Uygun, "Yurt dışındaki maçları izlemekten ve ailemle vakit geçirmekten sinemaya gitmeye vakit bulamıyorum ama kitap okumayı çok seviyorum." dedi. Uygun, en son okuduğu kitaplarının ise Oral Çalışlar'ın Aleviler ve Halil İbrahim Özcan'ın Küller Arasında isimli eserleri olduğunu söyledi.
Futbolculuk hayatındaki unutamadığı maç ve unutamadığı gol sorulduğunda oldukça duygulanan Uygun, "San Marino’ya attığım röveşata golünü ve Old Trafford'da Manchester United'ı yendiğimiz maçı unutamıyorum." cevabını verdi.
"KKTC'YE YERLEŞEBİLİRİM"
Uygun, yakın tarihte bir konferans vesilesiyle Kıbrıs'a gittiğini ve KKTC'de yaşanmışlıkların yarattığı sıkıntıları yakından görme fırsatı bulduğunu belirtti. Adada Türkiye'nin değişik illerinden ve başka ülkelerden gelen 50 binden fazla öğrenci olduğunu bu öğrencilerin önemli bir potansiyel oluşturduğunu, bundan yararlanmak gerektiğini vurguladı.
Gerek bu öğrencilerin gerekse yerli halkın, genellikle dört büyük takımı tuttuğunu ve onların maçlarını izlediğini söyleyen Uygun, bunun değiştirilmesi gerektiğini belirtti. Uygun, Kıbrıs Türk sporunun gelişmesi adına neler yapılabileceğiyle ilgili KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu'yla bir görüşme yaptığını da anlattı. KKTC'de spor adına çeşitli projeler geliştirmeye hazır olduğunu ve Kıbrıs Türk gençliğini de bu konuda yetiştirmeye talip olduğunu açıklayan Bülent Uygun, "Bunun için gerekirse Kıbrıs'a yerleşmeyi bile düşünebilirim." dedi.
NOT: Bu röportajın yayımlanmış halini incelemek için aşağıdaki künyeye tıklayabilirsiniz.
![]() |
Türk futbolunun "Asker Bülent"i ile tanışmam kurucu başkanı olduğum Aydınlanma Kulübü'nün düzenlediği bir konferans vesilesiyle oldu. Anadolu takımlarının ligde üst üste aldığı başarılı sonuçlar, Fatih Terim'in Millî Takımlar teknik direktörlüğü görevinden istifa etmesi, yaklaşan naklen yayın ihalesi, Türkiye'nin EURO 2016 adaylığı gibi konular 2009 yılının sonlarına doğru sürekli olarak gündeme geldiğinden yönetim kurulundaki arkadaşlarımla birlikte futbol konulu bir konferans düzenlemeye karar verdik. Açıkçası konferansı düzenlemek kolaydı da konuya hâkim konuşmacı(lar) bulmak bir hayli zordu. Çünkü herkesin futbolun bildiği bir ülkede yaşıyoruz!
Bu doğrultuda arama konferansı ve beyin fırtınası yöntemleriyle birkaç isim belirledik. Neticede Fatih Terim'den Hakan Şükür'e, Rıdvan Dilmen'den Sergen Yalçın'a hatta efsane 10 numara Hagi'ye kadar birçok değerli futbol adamıyla görüşmeler yaptık. Saydığım isimler değişik sebepler belirterek düzenlemek istediğimiz bu konferansa katılamayacaklarını söylediler. Fakat bir kişi hem de daha ilk görüşmemizde böyle bir konferansa seve seve katılacağını beyan etti. Tahmin edebileceğiniz üzere o kişi Bülent Uygun'du…
Bülent Uygun'dan olumlu cevap alır almaz, "Spor Basınında Türkçe’yi En İyi Kullanan Yazar” ödülünün sahibi, onlarca baskı yapan eserlerin müellifi, değerli ağabeyim Ahmet Çakır’ı da konuşmacılar arasına dâhil ederek bu konferansı tertip ettik. 25 Aralık 2009 tarihinde Doğu Akdeniz Üniversitesi Aktivite Merkezi Salonu'nda gerçekleştirdiğimiz "Türk Futbolu ve Geleceği" başlıklı konferansımıza yoğun bir katılım oldu. Salonda bulunan yaklaşık 300 kişi, 2 saat süren konferans boyunca âdeta futbola doydular. Konferansın kapanışında ise kulüp yönetimi olarak yaptığımız sürpriz katılımcıları oldukça neşelendirdi. Sahneye çıkan saz ekibinin Sivas'ın Yollarına türküsünü çalmasıyla oldukça duygulu anlar yaşandı. Mikrofonu eline alıp türküye eşlik eden Bülent Uygun, türküden sonra sahneye çıkıp öğrenci arkadaşlarımızla beraber Ankara misket havası bile oynadı.
|
|
![]() |
Yukarıda okuduğunuz röportajı ise 27 Aralık 2009 tarihinde Ercan Havalimanı'nda Bülent Hocanın Türkiye'ye dönüş için uçağını beklerken gerçekleştirdik. İstedik ki güncelin yakıcı sıcaklığından bir an olsun kurtulup futbolun gündemindeki konular hakkında şu anda "dinleme dönemi"nde bulunan Bülent Hocanın fikirlerini alalım. Röportajımızda üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir başka nokta ise başarılı bir futbol adamıyla futbol dışında da konuşmak oldu. Bundan dolayı röportajımızın yarısını Bülent Hocanın gündelik yaşamına (dikkatinizi çekmek istiyorum "özel yaşam" demiyorum), meraklarına ve bilinmeyenlerine ayırdık. Bu yaklaşımla röportajın ilk yarısını "Hayatımız Futbol", ikinci yarısını ise "Söz Futboldan Dışarı" şeklinde kurguladık. Tabiî bunlar kâğıt üzerindeki değil zihnimizdeki başlıklardı. Çünkü röportajımızı herhangi bir soru metnine ya da ön çalışmaya bağlı kalmadan tamamen doğaçlama bir şekilde yaptık.
Sayfalar dolusu röportajlardan en basit ifadeyle hiçbir sonuç, en kestirme ifadeyle ise hiçbir "yeni" çıkmamasıyla sıkça karşılaştığımızdan en doğru soruları sormaya gayret ettik. Çünkü iyi biliyoruz ki yanlış sorunun doğru cevabı olmaz! Bülent Uygun'un ağzından "kendi arzuladığımız" cümleleri almak veya sözlerinden çarpıcı (sansasyonel) bir ifade yakalamak istesek röportaj esnasında tuzak sorularla bunu rahatlıkla yapabilirdik. (Nitekim Bülent Uygun menşeli "İstanbul'da Laila, Sivas'ta La İlahe İllallah" ya da "5 Yerim 7 Yerim 6 Yemem, 7 Yerim 9 Yerim 8 Yemem" gibi başlıklar hâlâ hafızalarda…)
![]() |
Ciddi sorunlarla boğuşan futbolumuza kalıcı çözümler üretmek adına yakaladığı başarıları hâlâ "taze" olan ve sözlerine kulak kabartılması gerektiğine inandığım biriyle yaptığım bu röportajdan benim de desteklediğim bazı öneriler çıktı. Özellikle Millî Takımda boşalan teknik direktörlük görevi konusunda… Bu durum aslında öylesine ciddi ki 2 hafta sonra Honduras'la oynayacağımız hazırlık maçına teknik direktörsüz çıkma olasılığımız bile var! Onun için röportajımızda Bülent Hoca bu konuya oldukça dikkat çekiyor.
Anladığım ve hissettiğim kadarıyla Bülent Uygun, Millî Takıma yabancı hoca gelirse "yardımcı" olmaya hazır. Ama sık sık tekrarladığı bir cümle var: Yabancı teknik direktörlerle yaşadığımız başarısızlıkları düşündüğümüzde yerli teknik direktör seçimi "Uygun"dur! Bülent Hocaya göre olası bir yerli teknik direktör seçiminde Millî Takım "Uygun Adım Marş" diyecek ve arzulanan hedeflere ulaşacak. Bu olasılıklardan hangisinin gerçekleşeceğini hiç kuşkusuz zaman gösterecek. Açıkçası ben Millî Takımın başına Bülent Hocanın "uygun" olacağını düşünüyorum. Samimi, kararlı, azimli, girişken, araştırmacı ve idealist yapısıyla Millî Takım teknik direktörlüğü görevini de layıkıyla yapabilir kanaatindeyim. Ama şu da bir gerçek ki -görev alması halinde- ara sıra rastladığımız ani çıkışları ve ucu açık söylemleri Millî Takım için "uygun" olmayacaktır!











