Perşembe, Eylül 09, 2010
   
Yazı boyutu
Giriş yap

Köşe Vuruşu

Live Is Life

hakancerrahoglu2
BizLogoFenerbahçe'nin ligin ilk haftasında, ıssız bir gecede nasıl bir futbol sergileyeceği şüpheliydi. Ancak güneş gibi parlayan ışıkların altında kuzuların sessizliğinde oynadığı futbolla, Londra Senfoni Orkestrası gibiydi.

Belli ki Aykut Hoca kafasındaki soruları kolay çözmüş, gidecek oyuncuları da belirlemiş. Elindeki kadronun kalitesini çok iyi bilen Aykut Kocaman'ın tek istediği şey; bu kadronun her maçı aynı ciddiyetle, karakterli bir futbolla oynaması.

Aykut Kocaman yıllardır Fenerbahçe'de eksik olan futbol ciddiyetini ve deyim yerindeyse "sözüm özümdür" kararlılık felsefesini uygulamak isteyen bir teknik adam. Zaten bu önemli anlayış Fenerbahçe ruhunun vazgeçilmez bir parçası.

Rakiplerin Fenerbahçe'ye karşı piranha gibi saldırıya geçmesi, son saniyede kaybedilen şampiyonluklar, Türkiye kupası finalleri, Az Alkmaar, Lillie ve en son oynanan Young Boys maçı kimi zaman teknik direktör, kimi zaman da futbol ciddiyetsizliği yüzünden değil miydi?

 

Sözün Bittiği Yer

hakancerrahoglu2
BizLogoFenerbahçe'nin 100 yıllık tarihinde başına gelmeyenler, son beş yılda doludizgin gelmeye devam ediyor. Denizli'de kaçan şampiyonluk, birçok finalde kaybedilen Türkiye kupaları, Avrupa'da Az Alkmaar gibi küçük takımlar karşısında son dakikada yenilen gollerle elenmeler ve buna benzer geçtiğimiz yıl Avrupa Kupası'nda kaybedilen Lille maçı gibi karbon kopya maçlar, geçtiğimiz yıl hala kimsenin inanamadığı, terkedilen şampiyonluğun hüsranı ve şimdi ise Young Boys faciası.

Kendi fotoğrafının üzerindeki yüzlere, bir başka deyişle kendi beynimize sıktığımız tabanca gibi... Ve sonuç; Şampiyonlar Ligi'ne elveda, henüz yarı yoldayken hatta!

Böylesine güçsüz, adeta elden ayaktan düşmüş bir Fenerbahçe'ye inanın ki hiç rastlamadım.

Savaşı kazanmak için ölmeyi göze almak gerekir!

   

Gerçeğin Aydınlık Işığı

hakancerrahoglu
BizLogoFutbol aşığı insanlarla dolu ülkemizde, bu son günlerde Almanya'da dostluk maçı adı altında oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçı konuşuldu. Oynanan bu maçtan bir cümleyle söz etmek gerekirse, her zaman olduğu gibi karbon kopya maçlardan birisiydi.

Ancak köşe yazarlığıyla köşeyi dönmeyi birbirine karıştıran tükenmiş kalemlerin katalizör gazetecileri de, bu iki takım arasındaki maçı büyük maç havasında göstererek gündem yarattı. Bu durum hayatın yanlış dublöründen farklı birşey değildi.

Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının derby adı altında çok büyük maç olarak gösterilmesi, bu iki kulübün 100 yıllık tarihi boyunca yaptığı karşılaşmalar göz önünde bulundurulursa ve buna bu son 10 yıldaki Fenerbahçe'nin uzak ara üstünlüğünü de eklersek, Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının derby olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Kimi yazarlar tarafından Fenerbahçe-Galatasaray maçının  Boca Juniors-River Plate, Barcelona-Real Madrid, Celtic-Glasgow Rangers, Inter-Milan vs.. gibi takımlardan sonra dünya derbisi olarak gösterilmesi doğru değildir. Yukarıda saydığım takımlar için birbiriyle oynadığı maçların derin anlamlar taşıdığı bir gerçektir elbette.

   

Piyango

hakancerrahoglu3
BizLogoFutbolda bazen şansın da, talihin de adresi olmuyor.

Eksikler ne kadar çok olsa da, uzun yıllar bu kadar net gol pozisyonu veren, kötü  futbol oynayan bir Fenerbahçe onbiri hiç izlememiştik.

Başrolünü Kazım'ın oynadığı gerilim filmiydi sanki. Korkulu gecenin kabusu ise Önder ve Bekir. Defans ve orta sahanın olmadığı maçta, göz kamaştıran tek isim Stoch'tu.

Dürüstçe ifade etmek gerekirse, rakip takımın oyuncuları gençlerden değil de, özellikle forvette oynayan futbolcuları üst düzey oyunculardan kurulu olsa maçın sonucu 10-2 olurdu.

Uyum konulu anketlerin, uygulamaların yapıldığı "Genç oyunculara fırsat verelim" panelinde, barkovizyon'da izlenen maç gibi Young Boys'lu oyuncuların 30-40 metre top sürmesini, misafir takımın kolunu kanadını hırpalamasını seyrettik, maç boyunca adeta.

   

Dünyalar İspanya'nın Şimdi

hakancerrahoglu3
BizLogoAy ışığı en güzel İspanya'da parlıyor şimdi. 2010 Dünya kupasının görkemli ışıltısıyla birlikte, unutulmaz Akdeniz gecelerinde..

İspanya İber yarımadasının beşte dördünü kaplayan bir Avrupa Devleti. Futbolun "Aşk Hikayeleri" adlı kitabını yazan, önce Avrupa'nın sonra dünyanın en büyüğü apoletiyle.

Aşkta ruh varken, ten hiçbirşeydir.

Futbolda da öyle.. Çünkü futbolun doğal kaynağı ruhtur. Bir çiçek nasıl tutulursa en zarif yerinden, Xavi ve Iniesta'yla bu kadar yetenekli bir orta sahaya sahip olan İspanya, bu muhteşem ikiliye, oynadıkları zarif futbol için bir çiçek muamelesi göstermelidir.

Cennetin kapısında her zaman namuslu insanların ismi yazılıdır. Iniesta'nın attığı gol de, doğruluğun alınterine saygısıdır.

   

Sayfa 1 / 31

Standart yerleşime geri dön
Follow us on Twitter

Pertevniyal.biz 27.01.2007'den itibaren free hit counterkez ziyaret edilmiştir.